Son Yıllarda Trakyada kanser vakaları arttı « Çorlu Haberleri – Çorlu haber-Çorlu Haberleri – Çorlu, Çorlu son dakika haberleri
Buradasınız: Ana sayfa - ÇORLU HABERLERİ - Son Yıllarda Trakyada kanser vakaları arttı

Son Yıllarda Trakyada kanser vakaları arttı

Son Yıllarda Trakyada kanser vakaları arttı

Ergene Platformu İstanbuldaydı Çapa Tıp Fakültesi ONKOLOJİ Enstitüsünde Öğretim Üyeleri-Öğrencileri İle bir araya geldi. Temadan Hakan Dedeoğlu, NKÜ den Doç.Dr. Okan Gaytancıoğlu, TÜ den Prof.Dr.Faruk Yorulmaz konuşmacı olarak katıldı.

Çevre Platformu (MARÇEP) yıllardır bölgenin sorunlarını halkına anlatan ve çözümler noktasında birçok toplantı gerçekleştiren bir bileşendir. 1999 yılında bir protokolle başlayan bölge planları bilgilendirme süreci, Trakya halkı adına yapılan planların bölgenin doğal ve demografik yapısına ne kadar zarar verdiği ve telafisi mümkün olmayan sorunlara dönüştüğü ve giderek sorunların daha da ağırlaştığı her geçen gün netleşmiştir.

Bunların en başında kaybedilen verimli tarım alanları, ormanlar, kirletilen hava ve sudur.

Çevrenin kirlenmesiyle insan ve çevre sağlığının tehdit altında olduğu yapılan bilimsel çalışmalar ve STK’ların oluşturduğu platformlarla kamuoyu bilgilendirmek, yetkililerin çözüm üretmelerini sağlamak için çeşitli eylem ve etkinlikler düzenleni-yor.

Bu etkinliklerde Ülkemizin her yerinde kanserde bir artış olduğu, Buna bağlı ölümlerde de ciddi artışlar olduğunu gösteren bilimsel açıklamalar kamuoyuyla paylaşılıyor. MARÇEP bileşenlerinin ağırlıkta olduğu STK ların bir araya gelerek oluşturduğu “Ergene Platformu” havzada yaşananları geçtiğimiz hafta İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsünde görev yapan Öğretim üyeleri ve öğrencileriyle paylaştı.

Ergene Platformu öncülüğünde yapılan Konferans’a TEMA Vakfı adına Hakan DEDEOĞLU, Namık Kemal Üniversitesi, Ziraat Fakültesinden Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz konuşmacı olarak katıldı.
Konferans’a Enstitü Müdürü Prof. Dr. Ahmet Kizir, Prof.Dr. Pınar Mualla SAİP ve yüze yakın akademisyen ve öğrencinin yanı sıra Bağımsız Tarım Orman ve Çevre Sendikası Genel Teşkilat Sekreteri Göksal ÇİDEM, Çorlu Kent Konseyi Başkanı Ramadan CESUR ile Çevre ve Sağlık Komisyonu Başkanı Murat SEVGİ katıldı. Panele gösterilen ilgi ve katılım konunun ciddiyetini bir kez daha ortaya koydu.

DEDEOĞLU yaptığı sunumda Trakya’nın geleceği için tehlike çanlarının çaldığını belirterek verdiği çarpıcı örneklerle gözler önüne serdi. Tehlike 1970 yıllarında Çerkezköy bölgesinde başlayan sanayileşmenin, kontrolsüz bir şekilde yayılarak Çorlu, Lüleburgaz ve Muratlı üçgenine uzanan çarpık ve kirli sanayileşme sonucunda, bölgenin tek akarsuyu olan ergene nehrinin kimyasal atık kanalına dönüştüğünü belgelerle açıkladı. Doğduğu kaynaklarda suyu içilen ergenenin sanayi ile buluştuktan sonra, Istrancaların (Yıldız dağları) tertemiz sularının da arsenik, civa, kurşun v.b. nasıl buluştuğunu açıkladı. Yapılan açıklamaları ve sunumu ilgiyle izleyen Onkoloji enstitüsü Öğretim Üyeleri ve öğrencileri hayretlerini gizleyemediler.
DEDEOĞLU, Macaristan’da ki kızıl çamur olayını hatırlattığı konuşmasında, ortaya çıkan sorun kirlilik nedeniyle Avrupa ve ülke basınında günlerce konuşulurken, her gün Ergeneden kızıl çamurun 5 katı kara çamur (kimyasallar) akarken bu konuda sessiz ve duyarsız kalınmasına dikkat çekti.
DEDEOĞLU, Kirliliğin nedenlerini ise şöyle sıraladı;
Nehre veya kollarına deşarjı bulunan sanayi tesislerinin yoğunluğu, sonucunda bölgede yaşanan sıcaklık artışı! (İklim değişikliği!)
Sanayi tesislerinin bir kısmının arıtmalarının olmaması, olanlarının düzenli çalıştırılmaması ya da bay-pas yapılması,
Yerleşim yerlerinin evsel nitelikli atık sularının arıtılmadan Nehre verilmesi,
Tarım da kullanılan zirai ilaç ve gübrelerin topraktaki etkisi ve sularının Nehre karışması.
DEDEOĞLU’dan sonra söz alan Doç. Dr. GAYTANCIOĞLU Ergene havzasının dünü bugünü ve yarınını ilginç bir benzetme ile anlattı. GAYTANCIOĞLU “iyi, kötü, çirkin” filmine atıfta bulunarak, Ergene geçmişte iyi, bugün kötü ve bu kötü görüntüye rağmen hala bir şey yapılmamasını da çirkin olarak niteledi. GAYTANCIOĞLU Ergene havzasında kirlilik nedeniyle Kullanılamayan tarım alanları bulunduğunu, bundan dolayı da özellikle ayçiçeği ve pirinçte ithalatın arttığını belirtti. Ergenedeki kirlilikten dolayı sulu tarım yapamayan üreticinin tarımsal su ihtiyacını karşılamak için ıstrancalardan para karşılığı su alırken yanı başında ergeneden faydalanamaması, hatta zarar gördüğünü söyledi. Oluşan zararın sadece tarımsal gelirlerde olmadığını, ergeneden akan sıvı ile temas edenlerin ciltlerinde çeşitli yaralar oluştuğunu kendi çektiği fotoğraflarla onkoloji enstitüsündeki izleyicilere sundu.
Prof Dr. Faruk YORULMAZ yaptığı sunuma Uluslar arası kanser ajansının yayınladığı kanserojen maddeler listesini sıralarken, adeta ergeneden akan sıvıyı tarif eder gibiydi. Ajansın yayınladığı maddeler arasında bulunan Alüminyum, Mineral yağlar, Arsenik, Nikel, Benzen, Fosfor, Kadmiyum v.b. hepsi ergenede mevcut. Bunlara verdiği örneklerden Nikel: Hava ve suda bulunur. Aşırı alımı kansere neden olabilir. Kurşun: Taşıt egzozları, fabrika atıkları, boyalar en önemli kaynaklarıdır. Çevre kirliliği ile su ve besinlere geçerek vücuda alınan en önemli kanserojenlerdendir.
Kadmiyum: Kirli hava ve fabrika atıklarından su ve besinlere karışarak vücuda alınır. Fazla alınması kansere neden olmaktadır dedi.
Prof Dr. Yorulmaz Uluslar arası sağlık örgütünün “Çeşitli kanserlerin çevreye bağlı oluşum oranı günümüzde %80-90 dır. WHO’nun verilerine göre, çevresel kirleticiler insanlardaki kanserlerin %70 inden fazlasına neden olmaktadır. “ açıklamasına sunumunda yer verdi.
Prof. Dr. Yorulmaz Sağlık Bakanlığı verilerine de yer verdi. 1999 yılında 8.879 olan kanserli sayısı 2003 yılında 12.772’ye yükseldi. ARTIŞ : %43.8 Artışın önemine dikkat çeken Prof Dr. Yorulmaz Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Bşk. Prof. Dr. Murat Tuncerin yaptığı “Kanserlerin en önemli nedenlerden birisi giderek artan çevre kirliliğidir. Çevre kirliliği sadece hava kirliliğinden ibaret değildir. İçme ve kullanma sularının, toprakların, dolayısıyla yiyeceklerin kirliliği de bu kapsamdadır. “ açıklamasına da sunumunda yer verdi.
Kanser tedavi masraflarının yıllık 2,5 Milyar dolara vardığı ve bununda %80 çevresel faktörlerle göz önüne alındığında çevre konusunda yapılacak planlamanın önemine vurgu yapıldı.
Yapılan değerlendirmeler sonucunda ortaya şöyle bir gerçek çıkıyor. Havzada 1.050.000 kişi yaşıyor. Çevresel faktörlere baktığımızda yaklaşık 800,000 insan kansere karşı risk altındadır.
Doğduğu kaynaklarda 2m3 saniye olan ergene, döküldüğü alanda 8 m3 saniyedir. Yer altı su kaynakları acımasızca yok edilirken aynı zamanda da kirletilmektedir.
SONUÇ
•Hiç kimse sanayileşmeye karşı değildir.
•Hiç kimse Trakya Bölgesi’nde yaşayan insanlarımızın ekonomik olarak daha iyi durumda olmasına karşı değildir.
•Trakya topraklarının ve böylece ülkemizin kalkınmasına hiç kimse karşı değildir.
ANCAK
•Hastalıklarla içiçe yaşamaya,
•Çocuklarının geleceğinin belirsizliğine,
•Yakınlarını genç yaşta kaybetmeye,
•Kirli hava solumaya,
•Kirli su içmeye,
•Pis kokulu ortamlarda yaşamaya
Topraklarını, sularını, ormanlarını, hayvanlarını, çiçeklerini, kısaca doğasını kaybetmeye KARŞIYIZ. TOPRAĞINA, SUYUNA ve HAVANA SAHİP ÇIK!
ERGENE PLATFORMU

Sponsorlu bağlantılar



ARADIĞINIZI BULAMADIYSANIZ BURADAN ARAYIN

Sıradaki Haber Başlıkları




Habere Yorum yapın

Benzer Haber Başlıkları